Güncelleme Tarihi:

Tanıma ve Tenfiz Davası

Tanıma Tenfiz Nedir?


Yurtdışında boşanmış olan eşlerin, bu durumu Türkiye’de de resmiyete kavuşturmak için başvurdukları yola tanıma ve tenfiz denmektedir.  Bu şekilde başka bir devletin mahkeme kararı Türkiye’de de kesin hüküm ifade edecektir. Nüfus kütüğüne kaydın yapılmadığı veya tanıma ve tenfiz davasının açılmadığı varsayımında kişilerin yeniden evlenmeleri, miras ve mal paylaşımı gibi konularda sıkıntılarla karşılaşılacaktır.

Tanıma davası ile yabancı devlet mahkemesinin kararı ülkemizde geçerli hale gelmiş olur. Daha çok teknik niteliği olan tanıma davasının açılabilmesi için öncesinde başka bir davanın açılmış olmasına gerek olmamaktadır. Tenfiz davasında ise  tanınmış olan mahkeme kararının Türk mahkemelerinde icra edilebilirliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere tenfiz davasının açılabilmesi için önceden tanıma kararının alınmış olması gerekmektedir. Ayrıca tenfiz edilecek kararı veren ülke ile karşılıklı anlaşma veya sözleşmenin de bulunuyor olması gerekir.

Tanıma ve tenfiz davasının konusunu yurtdışında verilmiş olan mahkeme kararı oluşturmaktadır. Bu nedenle yurtdışında mahkeme dışında farklı bir resmi kurumun verdiği karar bu davanın konusunu oluşturmayacaktır.

Tanıma ve tenfiz davalarında hakim, boşanmanın esasına ilişkin tekrar bir inceleme yapmaz. Burada hakim, tanıma ve tenfizin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakacak ve ona göre karar verecektir.

Tanıma ve Tenfiz Davası ile 690 Sayılı KHK’nın İlişkisi

690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile birlikte Nüfus Hizmetleri Kanununa 27/A maddesi eklenmiştir. Bu düzenleme şu şekildedir: “Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen boşanma kararlarının nüfus kütüğüne tescili

MADDE 27/A – (1) Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar; bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte başvurması, verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adlî veya idarî makam tarafından verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması şartlarıyla nüfus kütüğüne tescil edilir.

(2) Nüfus kütüğüne yapılacak tescil işlemleri, yurt dışında kararın verildiği ülkedeki dış temsilcilikler, yurt içinde ise Bakanlık tarafından belirlenen nüfus müdürlükleri tarafından yapılır.

(3) Bu maddede sayılan şartlar yerine getirilmediği gerekçesiyle tescil talebi reddedilen kararların Türkiye’de tanınması, 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca yapılır.

(4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından yönetmelikle belirlenir.”.

Getirilen bu yenilik ile birlikte, kanun maddesinde sayılan koşullar sağlanmadığı takdirde tanıma ve tenfiz davası açılacaktır. Bu nedenle ilk olarak yapılacak işlem yurt dışında dış temsilciliklere, yurt içinde ise nüfus  müdürlüklerine başvurulmasıdır. İkincil olarak tanıma ve tenfiz davasına başvurulması öngörülmüştür.

Konuyla ilgili kanuni bir kaynak olarak “Yabanci Ülke Adlî Veya İdarî Makamlarınca Veri̇len Kararların Nüfus Kütüğüne Tesci̇li̇ Hakkinda Yönetmeli̇k” gösterilebilir. İlgili yönetmelikle yapılacak tanıma ve tenfizin amacı, kapsamı ve incelenme süreci ele alınmıştır.

Tanıma Tenfiz Davası Ne kadar Sürer?

Tanıma ve tenfiz davasının devamı için davalıya tebligatın ulaşmış olması gerekmektedir. Bu nedenle yurtdışında yaşayan davalıya tebliğin ulaşması bazen uzun sürmektedir. Davalı eşin nerede yaşadığına bağlı olmakla birlikte her iki taraf da Türkiye’de avukata vekalet vermiş ise dava sürecinin yaklaşık üç ay süreceği söylenebilir.  Sadece davacının vekalet verdiği durumlarda dava süresi ortalama on oniki ay sürmektedir.

Dava için gerekli belgelerin eksiksiz toplanması ve ilgili tebliğin kısa sürede davalıya ulaşması hususları dava sürecinin uzamaması adına son derece önemlidir. Bu nedenle sürecin doğru ve hızlı yürütülmesi için Mıhcı Hukuk ve Danışmanlık ofisimize başvurup gerekli desteği alabilirsiniz.

Tanıma Tenfiz Davası Açmak Zorunlu mu?

29.04.2017 tarihinde yayınlanan 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile birlikte tanıma ve tenfiz için dava açma zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır. Nüfus Hizmetleri Kanunun 27/A maddesinde sayılmış olan koşulların sağlanması halinde nüfus müdürlüğünden, yabancı devlette verilmiş boşanma kararının nüfus kütüğüne kaydı talep edilebilecektir.

Tanıma ve Tenfiz Davası Şartları Nelerdir?

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 50. maddesinde tanıma ve tenfiz davasının açılabilmesi için gerekli olan şartlar yazmaktadır. Buna göre yabancı bir devlet tarafından verilmiş olan bir ilamın bulunması, mahkeme kararının hukuk davalarına ilişkin olması ve son olarak kararın kesinleşmiş olması gerekmektedir.

Aynı kanunun (MÖHUK) 54. maddesinde ise yapılacak yargılamanın esasına ilişkin kriterler sıralanmıştır. Bu koşulları şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Kararın verildiği ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık bulunması
  • İlgili kararın Türk Mahkemelerinin münhasır alanına girmiyor olması
  • Kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil etmemesi
  • Verilen kararda davalının savunma hakkının gereği gibi kullandırılmış olması

gerekmektedir. Ve son olarak MÖHUK madde 55’te kanuni engeller düzenlenmiştir. Mevzuata bakıldığında yabancı devlette verilen kararın tamamen veya kısmen yerine getirilmiş olması ya da kararın yerine getirilmesi hususunda bir engelin bulunması hallerinde karşı taraf itiraz edebilecek ve böylece tanıma ve tenfiz davasına devam edilmeyecektir.

Tanıma ve Tenfiz Davasını Kimler Açabilir?


Yurtdışında boşanma kararı almış olan eşler Türkiye’de tanıma ve tenfiz davası açabilecektir. Buradan da anlaşıldığı üzere eşlerin mirasçılarının bu davayı açma hakkı bulunmamaktadır.

 

Tanıma Tenfiz Davası Açmak için Gerekli Belgeler Nelerdir?


İlk olarak yabancı ülkede verilen mahkeme kararının aslı, kesinleşmiş karar yazısı, apostil şerhi mahkemeye sunulmalıdır. Vekil aracılığı ile yürütülen davada geçerli vekaletnamenin de evraklar arasında yer alması gereklidir.  Vekaletnamenin fotoğraflı olması ve üzerinde “Yurtdışında verilmiş olan boşanma kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizi için dava açmaya” ibaresinin bulunuyor olması gerekir. Yabancı mahkeme tarafından verilen kararın yeminli tercüman tarafından dilimize tercümesinin de konsolosluktan onaylanmış halinin bulunması gerekmektedir.

Tanıma Tenfiz Davası için Türkiye’ye Gelmek Zorunlu mudur?


Davayı açmak için Türkiye’de bir avukata vekalet vermek ve davalıya tebligatın ulaştırılmasını sağlamak yeterlidir. Ayrıca Türkiye’ye gelip dava sürecinde bulunmak gerekmemektedir.

Yurtdışında yaşayan kişilerin tanıma ve tenfiz davası sürecini vekil aracılığı ile takibi mümkündür. Dava sürecinin sorunsuz ilerlemesi için Mıhcı Hukuk ve Danışmanlık ofisimizle irtibata geçebilirsiniz.

 

Apostil Şerhi Nedir?


Esas olan devletin kendi yetkili makamı tarafından düzenlenen belgelerin, başka bir devlet için değer ve sıfata haiz olmamasıdır. Ancak apostil şerhi, devlet organınca düzenlenmiş resmi belgelerin ayrıca bir onaya gerek kalmaksızın başka bir devlet makamı tarafından da geçerli olarak kullanılmasını sağlayan işlemlerin bütününe verilen isimdir.

Belgeyi düzenleyen devletin yetkilisi ilgili evraka apostil kaşesi basar veya apostil etiketi yapıştırıp imzalar. Bu şekilde resmi belgelerin geçerliliği başka bir ülke için de sağlanmış olur.

Türkiye Cumhuriyetinin temel kabulü, yabancı devlet tarafından düzenlenen belgenin geçerliliğinin sağlanması için ilgili ülkenin diplomasi veya konsolosluk memurları tarafından onaylanması şeklindedir. Bu duruma “Tasdik Mecburiyeti” de denilmektedir. Tasdik mecburiyetinin kaldırılmasına ilişkin sözleşmenin yürürlüğe girmesi ile apostil şerhi uygulamasının önü açılmıştır.

Türkiye için apostil şerhi vermekle yetkili makamlar, idari işler için valilikler; adli işler için ise ağır ceza mahkemesi kuruluşu olan merkezlerin  adli yargı komisyon başkanlıklarıdır.

Tanıma ve Tenfiz Davasının Ön Koşulları

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (MÖHUK) 50. maddesine göre tanıma veya tenfiz davasının açılabilmesi için;

  • Yabancı bir devlet mahkemesi tarafından verilmiş bir ilamın bulunması
  • Yabancı mahkeme kararının hukuk davalarına ilişkin olması
  • Kararın hukuki anlamda kesinleşmiş olması

ön koşullarının varlığı gerekir.

Tanıma ve Tenfiz Davasının Esas Koşulları

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 54. maddesine göre yabancı bir devlet mahkemesinin vermiş olduğu kararın Türk hukuk düzeninde tanıma veya tenfizi için;

  • Kararın verildiği ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık olması
  • Kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olmaması
  • Yabancı mahkemenin kendini hukuki anlamda aşırı yetki teşkil edecek surette yetkili görmemesi
  • Kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması
  • Kararın davalının savunma hakkına riayet edilerek verilmiş olması
  • Tanıma veya tenfize engel diğer nedenlerin olmaması  şartlarının varlığı gerekir.

Tanıma veya Tenfiz Engelleri

Tanıma veya tenfiz davasının esas koşullarından biri de tanıma veya tenfize ilişkin kanuni engellerin bulunmamasıdır. MÖHUK m.55 hükmüne göre;

  • Yabancı mahkeme kararının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş olması
  • Yabancı kararın yerine getirilmesine engel bir sebebin ortaya çıkmış olması

durumlarının varlığı tanıma veya tenfiz davası yoluyla yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de etki doğurmasına engel teşkil eder.

Tanıma Tenfiz Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme


Tanıma ve tenfiz davaları için görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Davayı açacak kişinin Türkiye’de bulunması gerekmemektedir. Geçerli bir vekalet işlemi ile davanın açılıp tebligatın davalı tarafa ulaştırılması yeterli olacaktır. Tanıma ve tenfiz davaları için yetkili mahkeme, davalı tarafın yerleşim yeri mahkemesidir. Eğer davalının bir yerleşim yeri kaydı bulunmuyor ise yaşamını sürdürdüğü yer mahkemesi, o da bulunmuyorsa İstanbul, Ankara veya İzmir’deki aile mahkemeleri yetkili olacaktır. Aile mahkemesinin bulunmadığı varsayımında Asliye Hukuk mahkemeleri yetkili kabul edilmektedir.

Tanıma Tenfiz Davalarında Zaman Aşımı Süresi


Tanıma ve tenfiz davaları on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı sürelerinin niteliği gereği, zamanaşımı süresinin dolduğu iddiası ile itirazda bulunmadıkça hakim tarafından re’sen dikkate alınmayacaktır.  

Yazıyı Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Yorum Yap

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

© 2018 MIHCI HUKUK BÜROSU | İSTANBUL

Gizlilik Politikası

logo-footer

SOSYAL MEDYADA BİZ: