Rekabet Hukuku
                                                     Rekabet Hukuku

Rekabet; mal ve hizmet piyasalarında teşebbüsler arasında özgürce ekonomik kararlar verebilmesini sağlayan bir yarıştır. Rekabet kavramı piyasa ekonomilerinin temelini oluşturmaktadır. Pazar ekonomisinde müşteriler için fiyatların en uygun seviyede oluşmasını, en iyi mal ve hizmetlerin üretimini, daha fazla tercih imkânını ve tekel koşulları altında elde edilebilecek olandan daha büyük etkinlik elde edilmesi gibi faydalar sağlamaktadır. Bu sebeple de 20. yüzyılla birlikte önemli bir kavram haline gelmeye başlamış ve rekabet politikası ve hukuk alanında da kendi adını içeren bir rekabet hukuku dalının oluşmasına ve önem kazanmasına yol açmıştır.

Rekabet Politikası; devletin etkin bir rekabetçi piyasa yapısı oluşturmak için kullandığı politikaların bütünüdür.  En önemli işlevi ise, tekelleşme ve kartelleşmenin neden olduğu sakıncaların ortadan kaldırılmasına veya asgari düzeye indirilmesine yaramasıdır.  Rekabet politikasının amacı, rekabet hukuku kapsamında ekonomik etkinliğin sağlanmasıyla toplam refahın arttırılmasıdır. Rekabet hukukuna yol göstericilik yapan rekabet politikası; antitröst kurallarının uygulanması, kamu teşebbüslerine ilişkin özel hükümler, devlet yardımları, piyasalarda rekabeti engelleyici her türlü düzenleme, kamu tasarrufu ve bunlara ilişkin politikaların hepsini içeren bir süreç ve kavramdır.

Rekabet Hukuku; piyasadaki rekabetin korunması ve geliştirilmesi amacıyla teşebbüslerin rekabeti bozucu davranışlarını engellemeye yönelik kuralları düzenleyen hukuk dalıdır. Rekabet Hukuku, ekonomi ve hukukun neredeyse eşit oranda kullanıldığı karma bir hukuk alanıdır.

Rekabet Hukuku kapsamında, rekabetin neden korunması gerektiği sorusu ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda piyasadaki rekabetin kısıtlanması üretimin, istihdamın kısıtlanmasına sebep olmaktadır. Bu durumda da yalnızca tüketiciler değil, tüm toplum/ekonomi kaybetmektedir.  Ayrıca bir sektördeki kartel/tekel ya da devletin bir düzenlemesi çok alakasız görünen bir sektörü rahatlıkla etkileyebilmektedir. Rekabetin kısıtlandığı piyasalarda teşebbüsler yenilik yapma konusunda herhangi bir zorunluluk hissetmemektedirler. Bu nedenle, uzun vadede sektör rekabet gücünü kaybetmektedir ve bu atalet diğer sektörleri de etkilemektedir.  Bu bağlamda da rekabetin neden korunması gerektiği sorusunun cevabı ortaya çıkmakta ve bu önemlilikte rekabet hukukun içinde yer alması gerekenler için yol gösterici nitelik ve rekabet hukukunun uygulanması için zaruriyetlik arz etmektedir.

Rekabet Hukukundaki 2 önemli kavramı ise konuya hakim olma adına açıklamak gerekmektedir,

Teşebbüs; piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimlerdir. Ancak bu kavram başkaca kanunlarda yer alan firma, şirket ya da işletme kavramları ile tam anlamıyla eş değer olmamakta ve eş değer olarak düşünmekte rekabet hukuku için yanlış sonuçlar doğmasına neden olacağı göz ardı edilmemelidir.

Kartel; belirli mal ve ya hizmet piyasasındaki rekabeti azaltmak ve ya kısıtlamak amacıyla bu piyasadaki teşebbüsler arasında gerçekleştirilen gizli ve ya açık anlaşma ve birlikteliklerdir. Rekabet hukukunda toplumsal refah açısından en sakıncalı olan ihlal türüdür.

Anayasa, piyasaların serbest rekabet koşulları altında ve sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlama görevini devlete vermektedir. Devlet ise bu görevi, başta Rekabet Kurumu olmak üzere düzenleyici ve denetleyici otoritelerle ve tabiî ki de mahkemeler eliyle yerine getirmektedir. Bu bağlamda Rekabet Hukuku, her bir piyasanın kendine özgü kurallarını, yargılama süreçlerini ve mahkeme kararlarını gözetilerek bütünsel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerekmekte olan bir hukuk dalıdır.

Ülkemizde Rekabet Hukuku’nun temelini oluşturan kanun 13/12/1994 tarihinde yürürlüğe giren 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’dur. 1.maddesinde amacını; “…mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu güçlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak” olarak belirtmektedir.

Rekabet Hukuku Kuralları ve Rekabet Kurulu

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 1.maddesi’nde belirtilen bu amacın gerçekleştirilmesi için ise yapılması gereken işlemleri ve yasak alanları kanun üç bölümde toplamıştır;

  1. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4.maddesi’nde; “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararları “
  2. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 6.maddesi’nde “piyasada hâkim durumda olan teşebbüslerin bu güçlerini kötüye kullanmasını”
  3. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 7.maddesi’nde “hâkim durum yaratmaya veya var olan bir hâkim durumu güçlendirmeye yönelik ve bunun sonucu olarak rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme veya devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışları” belirtmektedir.

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’daki bu emredici nitelikteki düzenlemeler teşebbüslere yönelik olsa da kamu teşebbüsleri için bir ayrıcalık ya da farklı bir uygulama öngörmemektedir. Bu sebeple de rekabeti sınırlayıcı anlaşma, eylem veya kararların kamu teşebbüslerince gerçekleştirilmesi durumunda, onlarda rekabet hukukunun bizdeki temelini oluşturan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerine uymak zorunda olacaklardır. Rekabet kurallarına uyulmasının denetimi ve inceleme yetkisi Rekabet Kurulundadır. Rekabet hukuku kurallarına uymayan şirketlere Rekabet Kurulu tarafından yüklü miktarlarda para cezası kesildiğini görmekteyiz. Rekabet Kurulu tarafından incelemeye tabi tutulan şirketlerin rekabet hukuku alanında uzman avukat veya hukuk büroları ile çalışmaları gerekmektedir.

Yazıyı Paylaş: