Galleye Müstehak Vakıf Evladı Tespiti Davası
                             Galleye Müstehak Vakıf Evladı Tespiti Davası

Osmanlı Devleti’nde vakıflar çok önemli bir yer tutmaktadır. Her ne kadar vakıfların kurulmasının birincil amacı vakfiyede gösterilen amaçların gerçekleştirilmesi doğrultusunda faaliyet gösterilmesi olsa da bir diğer yandan devletin şahısların malvarlıklarına el konulmasının önüne geçmek ve katı İslami miras kurallarını dolanmak maksadıyla da vakıflar kullanılmıştır. Şöyle ki Osmanlı Devleti’nde savaş zamanı varlıklı kimselerin malvarlıklarına el konulması yaygın bir uygulamadır. Varlıklı kimseler vakıflar yoluyla malvarlıklarını güvenceye alma yolunu tercih etmişlerdir. Hayırlı amel için kurulan bu vakıfların malvarlıklarına el konulması Osmanlı Devletince dahi göze alınamamıştır.  Dolayısıyla vakıfların çeşitli amaçlar doğrultusunda kullanılageldiği bir gerçektir.

Bu kapsamda eski Osmanlı vakıflarının vakfiyelerinde vakfın kurucusunun soyundan gelenlerin vakfın mütevellisinde yer alması yani vakfın kurucunu soyundan gelenlerce yönetilmesi istenir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bazı eski Osmanlı vakıfları Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde alınmış ve müdürlükçe vakfiyede ifade edilen amaçlar doğrultusunda yönetilmektedir. Bu tip vakıflara mazbut vakıflar denir. Bunun aksine kendi mütevellisince yönetilen vakıflara mülhak vakıflar denir. Bu tip vakıflar için Vakıflar Genel Müdürlüğü vesayet değil, denetim makamıdır. Yani Vakıflar Genel Müdürlüğü bu vakıfların yerine geçerek işlem yapamaz ya da yapılan işlemleri değiştiremez ancak bu vakıfların kanuna uygun hareket edip etmediğini denetler.

Gerek mazbut gerekse mülhak vakıflar bakımından önemli bir husus galle alacağı hususudur. Galle alacağı, vakıf evladı olan kişilerin vakfiyede buna ilişkin şartın olması halinde vakfın gerekli yasal kesintilerin ve vakfın faaliyetlerin doğrultusunda yapılan harcamaların fazlası olan meblağın vakıf evlatlarına dağıtılmasıdır. Bir kişinin galle alacağına hak kazanabilmesi için öncelikle galleye müstahak vakıf evladı olduğunun tespitini yaptırması gerekmektedir. Bunun tespiti vakfın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak vakıf evladı tespiti davası ile yapılır.

Vakıf Evladı Tespiti Davası İlgili Mevzuat

Davanın kabulü ve kişinin vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilebilmesi için iki hususun varlığı gerekir. Bunlardan ilki davacının vakfın kurucusu ile olan soybağının kanıtlamasıdır. Bu durum bazı vakıfların 400-500 yıl önce kurulduğu göz önüne alındığında imkânsız hale gelebilmektedir. Ancak 1943 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile davacıların soybağlarını birkaç kuşağa kadar ispat etmeleri halinde soybağının ispatı şartının ifa edilmiş sayılacağını hükme bağlamıştır. Bunun dışında ikinci husus ise, vakfiye galle fazlası şartının bulunmasıdır.

Neticeten kesinleşmiş mahkeme kararı ile vakıf evladı olduğunun tespiti için kan bağı ispat edilmeli ve vakfiyede galle fazlası şartı bulunmalıdır. Bu şartların varlığı halinde dava kabul edilir ve verilecek kararla davacının talep konusu vakfın vakıf evladı olduğunun tespit edilmiş olur. Vakıf evladı kesinleşmiş mahkeme kararı ile mazbut vakıflarda Vakıflar Genel Müdürlüğüne, mülhak vakıflarda ise vakfın mütevellisine başvurarak galle fazlası alacağını talep edebilir.

Ayrıca ifade edilmelidir ki, 19/01/2013 tarihli kanun değişikliği ile nüfus kayıtlarının kan bağının ispatlamak için yeterli görüldüğü sistem yerine kişilere vakıf evladı olduklarının tespiti için dava açma zorunluluğu getirilmiştir. Şöyle ki, bu kanun değişikliğinden önce anne veya babasının vakıf evladı olduğu tespit edilmiş kişiler sadece nüfus kayıtlarının ibrazı ile vakfı evladı olduklarını ispat etmiş sayılıyorlardı ancak kanun değişikliği ile her bir vakıf evladının mahkeme kararı ile bunu tespit ettirmiş olması zorunludur.

5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 7.maddesinde yer alan “İlgililerin vakfiye şartlarına göre intifa hakları saklıdır.” hükmü gereği bu konuya ilişkin herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Öte yandan 25 Şubat 2011 tarih ve 27857 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 208. Maddesi ile 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 7’inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir:

İntifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir.”

6111 sayılı Kanun değişikliği sonucu ilgili kanun maddeleri, mazbut vakıflarda vakıf evladı olduklarını mahkeme kararıyla ispat eden vakıf evlatlarının galle fazlasına ilişkin taleplerinin beş yıllık bir hak düşürücü süreyle sınırlamakla beraber malvarlığını ilişkin süreyi de son 5 yıl ile sınırlamaktadır. 209’uncu madde ile mevzubahis düzenlemenin derdest davalara da uygulanacağı ifade edilmiştir. Mezkûr düzenlemenin Anayasaya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açılmışına karşın dava 2011/42 Esas sayılı karar ile reddedilmiştir. Söz konusu düzenlemenin uygulamasının nasıl şekilleneceği hususu hala netlik kazanmamıştır. Zira mezkûr düzenleme gereği, vakıf evlatlarına mazbut vakıfların mevcut bulunan sadece son 5 yıllık malvarlığı göz önüne alınarak ödeme yapılacaktır.

Hâlbuki yüz yıllar önce kurulmuş mazbut vakıfların o tarihteki malvarlıklarının çoğu, mevzuat gereği hâlihazırda Vakıflar Genel Müdürlüğünce elden çıkarılmış ve bedelleri de gene müdürlükçe tahsil edilmiştir. Bu sebeple mazbut vakıfların günümüzde herhangi bir gelir getiren malvarlığı yoktur. Sadece cami, türbe gibi hayır koşulları içeren gayrimenkulleri mevcuttur. Mevzubahis düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle beraber yıllarca tahsil edilen bu bedeller vakfedenin iradesine aykırı olarak Vakıflar Genel Müdürlüğünün uhdesinde kalacaktır. 6111 Sayılı Kanun ile getirilen düzenlemenin eleştiri konusu olan bir diğer tarafı ise, vakıf evlatlarının galle fazlası almaya hak kazandıklarına ilişkin mahkeme kararından itibaren beş yıllık hak düşürücü süre getirilmiş olmasıdır.

Nitekim birçok kişinin evlatlık kararlarının 70, 80 ve 90’lı yıllarda alınmış olunduğu hususu göz önüne alındığında bu çerçevede dermeyan edilmiş birçok davanın esasa dahi girilmeden süre sebebiyle usulden reddedileceği tartışma götürmez bir gerçektir. 6111 sayılı Kanun ile getirilen yeniliklerden bir diğeri de kanunun geriye yürütülmek suretiyle kanunun yürürlük tarihinden önce açılmış olan ancak hâlihazırda derdest davalara da uygulanmasının önünün açılmasıdır. Bu durum hukuk güvenliğini tehlikeye düşürmekte ve mevcut davalar bakımından Vakıflar Genel Müdürlüğü lehine büyük bir avantaj sağlamıştır.

Öte yandan Yargıtay içtihatlarına göz atıldığında uygulamada son derece problem yaratan bu düzenlemenin farklı bir şekilde yorumlandığı ve bu suretle kısmen de olsa vakıf evlatlarının haklarının korunmuş olduğu görülmektedir. Bu kapsamda Yargıtay’ın son dönemdeki kararlarına bakıldığında, mevcut düzenlemenin lafzından ortaya çıkan beş yıllık hak düşürücü süre farklı şekilde yorumlanarak, ilgili makamlara önceden müracaat eden vakıf evlatları bakımından, evlatlık karar tarihinden itibaren beş yıl içerisindeki mal varlığına bakılacağı hususuna atıf yapılmıştır.

Sonuç olarak özetle, galleye müstahak vakıf evladı olunduğunun tespitine ilişkin mahkeme kararına sahip olan şahıslar mazbut vakıflarda Vakıflar Genel Müdürlüğüne, mülhak vakıflarda ise vakfın mütevellisine başvuru yapmalıdırlar. Hak etmesine karşın Vakıflar Genel Müdürlüğünden galle fazlası alamadığını veya eksik galle fazlası aldığını iddia eden vakıf evlatları, galle fazlası alacaklarını tahsil maksadıyla dava açabilirler. 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası vakıf evlatları sadece evlatlık tarihinden itibaren vakfın son beş yıl içerisindeki mal varlığına yönelik galle fazlası talep edebilirler.

Bu dava türünde mevzuatın dağınık olması ve uzmanlık gerektirmesi açısından vakıflar hukuku avukatı ile çalışılmasını önermekteyiz.

Yazıyı Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Yorum yazın:

*

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır

© 2017 MIHCI HUKUK BÜROSU | İSTANBUL

logo-footer

SOSYAL MEDYADA BİZ: